10 Mart 2014

Bize İhtiyaçları Var

http://www.youtube.com/watch?v=Jw19EFxRCr0

Genç Siviller’in Işıkları Yanıyor

Öldüğünü sandığımız vesayetin 17 Aralık sabahı aslında çok da bir yerlere gitmediğini gördük. Başını en sevimli şekliyle uzatıp, en haklı argümanları diline dolayarak “ben burdayım” dedi. Bu sefer siyasetin boğazına çöken o “sönmeyen ışıklar” değil, aylardır köşede, kıyıda biriktirilen dosyalar oldu. Gözlerimiz yolsuzluk iddialarıyla buğulansa da bizim pozisyonumuz 27 Nisan gecesi olduğu gibi net! Kapalı kapılar ardındaki hesaplardan değil, açık siyasetten, Güvenlik ve yargı bürokrasisinden değil, sivil siyasetten, Şantajlarla siyaseti şekillendirmek isteyenlerden değil, demokrat siyasetten, Devlet içinde devletlerden değil, meşru seçilmiş iktidarlardan, Ve en çok da bu saldırının birinci hedefi olduğunu düşündüğümüz çözüm sürecinden, Savaştan değil, barıştan yanayız. Yolsuzluk yapan iktidarı ilk seçimde değiştirebiliriz ama yolsuzluk dosyası biriktirip, iktidar savaşları için kullanan savcı, hakim ve polislerin vesayetini bir kez kabul edersek eski Türkiye bütün haşmetiyle geri döner. Geçmişin hataları yarının önünü kapatmasın. Geçmişten hepimizin çıkarması gereken dersler, yanlış tercihler bugünkü demokrasi dersinden kalmanın, yanlış tarafta durmanın gerekçesi olmasın. Bütün demokratları siyasetin üstünde yeni vesayet kurmaya çalışan yargı-polis cuntasına karşı “düşmanımın düşmanı dostumdur” demeden, “fırsatçılık” yapmadan, ilkeli bir karşı duruş koymaya çağırıyoruz. Genç Siviller’in ışıkları bütün gece yanıyor olacak…

28 Ekim 2013

Ölüm hak, ölüm mutlak son. Fakat senin gidişin en sancılılarından be üstad. Seni insafsızca lince girişen, sürgün eden, ölüm fermanını yazanlar şimdi arkandan yasını tutuyor. Hey gidi Ahmet Kaya hey.. Sen gittin gideli burada neler oldu bir bilsen. Son demlerinde tükenmis miydi inancın bilinmez ama çok yol katettik. Analar ağlamasın istiyordun ya, olacak artık biz inanıyoruz. Kanamadın yurduna, kanamadın diline, yorduk, kanattık, kıydık. Affet bizi. Gurbet yorgunu gövden, ruhun kurtuldu belki ama biz kuruduk. Çok mutlu olduğumuz anlarda bile seni dinledigimizde, sanki yarım bıraktıgımız bir hüzün varmış da kaldıgımız yerden devam etmemiz gerekiyormuş gibi hissediyoruz. Senden başka kim verebilir ki bu etkiyi? Mücadelen icin, şarkıların icin, hissettirdiklerin için sonsuz teşekkürler. Allah mükafatını zayi etmez. İyi ki doğmuşsun sen. İyi ki.
(Bu playlist de hediyem olsun)

4 Haziran 2013

Gezi Parkı Direnişi

Gezi parkı için direnen güruhtan hazzetmiyor olabilirsiniz, saygı da duymayabilirsiniz ama hafsalam almıyor nasıl devletçi olabiliyorsunuz? Sen bu devletten çok çekmedin mi? Sezen Aksu bile demiyor mu bu toplumda herkes yaralı herkes bereli? Polis senin başından örtünü çekmedi mi? Az mı cop yedin? Önemsenmemek, küçümsenmek, kulak verilmemek çok tanıdık değil mi? Sistem aynı sistem. Gücü elinde bulunduranı yutuyor. Aşırı sevgi kibri getiriyor. Mesele agaçlar degil, mesele ben de varım demek. Politik angajmanı olmayan, belki gazete bile okumayan pek çok insan polisin bu şekilde müdahalesi nedeniyle travmatize oldu. Sen barış sürecini başlatan, PKK'yı indiren, paradigma değiştiren, Ergenekonu temizleyen partisin. Bu nefreti nasıl kazandın bi dur, düşün. İnsanların sivil eylemini, isteklerini provokasyon diyerek ötelemek çözüm mü? Her kitlesel eylem provokasyon değildir, meşru talepleri neticesinde sokağa çıkan insanlardan nemalanmaya çalışanlar vardır. Ama küfrediyorlar, ama vandallık yapıyorlar, ama içiyorlar diyerek eylemcileri kriminalize etmeye çalışırsan o meydanları doğru okuyamazsın. Bugün Taksim'de çok çeşitli gruplar var. Bugün orada militer kemalist insanlar da var, Chp'nin meydana gelmesini protesto eden insanlar da var, benim Akp seçmeni arkadaşlarım da var. Tek temennim İnşallah "Mustafa Kemal'in askerleriyiz" güruhu bu çeşitliliği bastırmaz. Bu eylemi itibarsızlaştırmaz. Bunca olayın, polisin izansız davranışının ardından, barış dili takınmak yerine, çıkıp insanları aptal yerine koyarcasına açıklama yapan otoritelerden nasıl utanmıyorsunuz gerçekten aklım almıyor. Ben İtidalli davranmak yerine karşımda böyle bir pişkinlik sergilenince kabadayı değil zalim görüyorum. Bu eylem, Ak parti'nin iktidar kibrini biraz olsun kırması, öteki olarak gördüğü insanları nasıl incittiğini görmesi, bizim de yıllar boyu her gün bu olaylarla yaşayan kürtlerin neler çektiğini anlamamız adına çok güzel olmuştur. Muhalefet yapmak kötü birşey değildir. İnsanlarınn biriktirdiğini haykırması da... Her zaman insanlar iktidar sevici olamaz değil mi? Daha kozmopolit daha birbirinin halinden anlayan bir üslup takınmak çok zor değil. Okyanusu geçtik derede boğuluyoruz.

26 Ocak 2013

Birand...

Öyle bir adam düşünün ki yaptığı zor ve stresli işe rağmen sürekli gülüyordu. En son ekranda gördüğümde öleceğini bilsem bu kadar etkileneceğimi düşünmezdim. Siyasete ilk defa 32. gün ile ilgi duymaya başlamamdan mı, TT Arena'da hemen üstümde maç izlerken neşesine, taraftar coşkusuna şahit olduğumdan mı, 1 ay önce arkadaşımın elinde görüp versene ben de okuyayım dediğim Can Dündar'ın "Birand" biyografisinden mi, yoksa her akşam gülen yüzüyle, samimiyetiyle evimize misafir olmasından mı bilinmez akrabamı kaybetmiş gibiyim. Adeta çok fazla görmediğimiz uzaktaki amca, dayı... Arkasından söylenenler; güler yüzlü, kalp kırmayan, daima umutlu, saygılı, haksızlık yapmayan, meslek kibri olmayan, yol açan, yol gösteren.. Ne güzel, ne nadir görülen hasletler... Aklımda kalacak en net fotograf, 71 yaşında hepheyecanlı bir adam. Renkli, neşeli, Galatasaraylı… Sizin de vefat haberini aldığınızda en şaşırdığınız 71 yaşında oluşu oldu mu? Nasıl olurdu o yaşta hastalıklarla boğuşan bir adamın bu kadar metanetli ve canlı durması? Olamazdı... Başarıları, belgeselleri, ilklerin adamı oluşu, çalışkanlığıyla yerinin dolmayacak olması bir yana, kar haberini sunduktan sonra "karıcım yollar kapanmış, beni yemeğe bekleme" diyen sıcak bir adam olmayacak ekranlarda artık. Düşünsenize hangi anchorman'e yakışır bu? Öldüğü gün Diyarbakır'a uçak bileti almış. Fakat nasip olmamış meydanda atılan "barış" nidalarını görmek. Eğer gelirse Sneijder'in gelişini de göremeyecek. Kader... Benim 24 yıllık hayatımda hep karşımdaydı. Eksildik. Allah, imrenilecek bir aşk yaşadığı hayat arkadaşı Cemre'ye sabır versin. Evet, ölüm hak, ölüm mutlak son. Ama gönül bu üzülüyor, göz yaşarıyor. Rabbim hepimize güzel ölümler nasip etsin. Hoşcakal güzel adam. Seni çok sevdim.

Futbol ve Kadın

Futbola ilgi duyan bir kadın olarak her zaman için kadınların anlamak istedikleri takdirde futboldan anlayabileceğini savundum. Bayanlar futbol liginin ve kadın hakemlerin varlığı buna bir delil. Futbol otoritesi olmaktan söz etmiyorum, futbolla büyümek ve futbola ilgi duymakla ilgili birşey bu. Fakat bu blog içinde ilerde oluşturmayı düşündüğüm futbol bloguyla alakalı danışdığım erkek tanıdıklarım tutmayacağını, okunmayacağını söylediler. Bir kadının futbola ilişkin yorumları onlar için değersizdi. Evet "22 erkeğin 1 top peşinde koşmasını anlamıyorum" diyenleri de kabul etmiyorlardı, bu konuda çok bilenleri de. Çocukluğunda sokak maçı yapmamış olmaktı belki de eksiklik bilemiyorum. Bu konu uzun, bu konu afaki.. Fakat şimdilerde 4 kadın adeta futbol yorumculuğu konusunda döktürüyorlar. Benim de zamanında aklıma gelen bir TV program formatı bu. İzledikten sonra beğendim fakat ne kadar ilerler ve gelişir, "Kadınlar futboldan ne anlar" diye düşünen kesimi ne kadar tatmin eder bilinmez ama bir kaç bölüm linkini paylaşıyorum sizlerle. Yolları açık olsun. http://www.youtube.com/channel/UCBKaAKOCv_mMElHlRgpfQRg

16 Mart 2012

Fahri Dedem...

Necip Fazıl dedem olsaydı, ben onun torunu... Tam da şimdi arasaydı beni "Gel" deseydi, "Gel torun sana bir kahve ısmarlayayım"... Atlayıp gitseydim şimdi Piyer Loti'ye... "Anlat dede" deseydim... "Anlat ki gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmayayım"...