18 Ocak 2012
Faşizme İnat Kardeşimsin Hrant
Bugün bir yakınımı kaybetmiş kadar üzüldüm, canım sıkıldı. Sonra bu kadar karamsar olmaya hakkım olmadığını düşündüm.
Türkiye, yakın zamana kadar, devlet ve toplum olarak yüzlerce yıllık tarihinin en dibe vurmuş noktasındaydı.
Şimdi ise çok az ülkede, çok az jenerasyona nasip olabilecek bir süreç yaşıyoruz.
Biz hem öğrenilmiş çaresizliği, hem de sınırsız ümidi ve değişimi aynı hayata sığdırabilmiş, ilginç bir jenerasyon olduk.
Tüm git gellerimiz ve kafa karışıklığımız da bundan.
Yıllardır seri mağlubiyetler aldığımız rakip karşısında, kendi sahamızda 5-0 yenik olduğumuz maç, ikinci yarıda döndü. Üstüste goller atmaya başladık, bir de üstüne rakip 10 kişi kaldı. Sanırım bir yanılgıya kapıldık ve bunu tekrar gol yemeyeceğimizin teminatı gibi gördük. Fakat, maalesef gerçek böyle değil. Hakem hatasından yine gol yediğimizde eski mağlubiyetler ve öğrenilmiş çaresizlikle tekrar karşılaşıyoruz, motivasyonumuz kırılıyor.
Ancak maalesef, hayat iyi şeylerin hep ardışık olarak gerçekleştiği bir yer değil.
Hrant Dink davası ve bu karar, bundan sonra bütün taleplerimizin sembolü haline gelmeli. Bu ülkede adaletin varoluş meselesi bu dava üzerine kurulmalı. Bu işin peşini asla bırakmayalım, buna hiç birimizin hakkı yok. 19 Ocak'ta hepimiz orada olalım.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder